Son Dakika: WEB SİTESİ OLMAYANLARA FIRSAT
AnasayfaYazarlarAnketlerÜye KayıtÜye GirişEvlilikReklamHostingWeb Tasarımİletişim
Online Ziyaretçi: kişi



Burhan Özfatura
İzmir Büyükşehir Eski Belediye Başkanı
bozfatura@turkiyegunlugu.com

ŞEKER FABRİKALARININ ÖZELLEŞTİRİLMESİ...

Bilindiği gibi 09.10.2007 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 2007/57 sayılı kararıyla halen özelleştirme kapsamında olan Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ’deki kamu hisseleri özelleştirme programına alındı.

Kararla; Türkşeker A.Ş.’ye ait fabrika, işletme ve diğer varlıkların "satış" yöntemiyle özelleştirilmesi ve özelleştirme işlemlerinin 24 ay içerisinde tamamlanması öngörüldü. Son gelişmelerle birlikte özelleştirme çalışmalarına hız verileceği ve tüm şeker fabrikalarının 2008 yılı sonuna kadar özelleştirme işlemlerinin tamamlanacağı yetkili makamlarca ifade edildi.

Söz konusu özelleştirme çalışmaları, ülkemiz açısından son derece önemli ve stratejik bir ürün olan pancar ve şeker üretiminin geleceğini de doğrudan etkileyecektir. Bu nedenle doğru yöntemin ortaya konulması, beraberinde pancar ve şeker üretiminin devamlılığını sağlayıcı hükümlerin özelleştirme şartnamesinde yer alması, ülke menfaatlerimiz açısından mutlaka sağlanmalıdır.

2006-2007 faaliyet yılında kooperatif Şeker Fabrikaları’nda toplam 738.200 ton; henüz özelleştirme süreci devam eden kamu fabrikalarında ise (T.Ş.F.A.Ş.) 1.331.800 ton şeker üretimi gerçekleştirilmiştir. Mevcut 33 şeker fabrikasında ortalama günlük pancar işleme kapasitesi 170 bin ton olup, toplam yıllık şeker üretim kapasitesi 3.1 milyon tondur.

Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. bünyesinde işletilen şeker fabrikalarında yıllık toplam şeker üretim kapasitesi 1.900.000 tondur. 2006 kampanya döneminde Türkiye’de toplam üretilen 1.826.000 ton şekerin 1.148.200 tonu Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. tarafından üretilmiştir.

PANKOBİRLİK bünyesindeki kooperatiflerin sahip olduğu Konya, Çumra, Adapazarı, Amasya, Kayseri ve Boğazlıyan şeker fabrikaları 2006/2007 kampanya döneminde toplam 677.700 ton üretimle ülke şeker üretiminde yüzde 37 oranında bir paya sahip olmuşlardır.

AB’de kooperatif fabrikaları şeker pazarının yüzde 55’ine yakınını temsil etmektedir. ABD’de ise bu oran yüzde 100’dür. AB’de ise son yirmi yıl boyunca şeker üretim miktarı değişmemesine ve faaliyetteki şeker fabrikaları sayısının yarıdan fazla azalmasına rağmen, AB şeker üretiminin yüzde 83’ü, 15 şeker şirketinin elindedir. Bu durum güçlü sermaye ve dinamik bir tarımsal sanayi lobisi anlamını taşımaktadır.

Bu örneklerde de görüldüğü gibi şeker fabrikalarının tamamının bir kuruma ve şirkete verilmesi, rekabet açısından hiçbir engel teşkil etmemektedir. Ülkemizde de tüm fabrikaların faaliyetlerini sürdürmesini sağlayacak bir modelle özelleştirmesi sağlanmalıdır.

* * *


Tüm olumsuzluklara karşın şeker maliyetleri AB ile aynıdır. AB ile rekabet edebilir durumdadır. Özelleştirmenin sermayenin tabana yayılması ilkesi çerçevesinde gerçekleşmesi durumunda Orta Anadolu’daki bütün fabrikaların aynı maliyet seviyesine ulaşması sağlanacaktır.

Ülkemizde şeker endüstrisi ve pazarı, hızlı özelleştirme sürecinin başlatılması için uygun koşullara ve altyapı olanaklarına sahip değildir. Öncelikle kırsal alanda sanayileşmenin itici gücü olarak görülen şeker fabrikalarının özelleştirilmesine; şeker pancarı üreticileri, çalışanlar ve hatta yöre halkının katılımı için uygun ekonomik ortam oluşturulmalıdır. Bu yapılamazsa özelleştirme ancak çokuluslu firmalar ile Avrupa’da faaliyet gösteren büyük şeker üreticisi kuruluşlar için avantaj sağlayacaktır.

Böyle bir yaklaşımla Orta Anadolu dışındaki şeker fabrikalarının özelleştirilmesi mümkün olmayacaktır. Şeker fabrikalarının özelleştirmesinin bir bütün olarak düşünülmesi gereklidir. Çünkü Kamu Şeker Fabrikaları’ndan Batı ve Orta Anadolu’da yer alanlara yerli ve yabancı girişimciler talip olacaktır. Çoğu sosyal amaçlı kurulan diğer fabrikalara ise, arazileri için talipliler olacak ve üretim şartı getirilmemesi durumunda kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.

Bu şartlarda endüstride verimli ve karlı olarak çalışamayacak olan ve bölgesel kalkınma amacı ile kurulmuş olan fabrikaların, özelleştirme sürecinde stratejik konumu göz ardı edilmemelidir. Bu fabrikalar ancak AB ve ABD’de olduğu gibi kooperatiflere devredilerek işletilebilecektir.

Geçmişte özellikle tarımsal KİT özelleştirmelerinde yaşanan acı tecrübeler, özellikle tarımsal sanayi kuruluşlarının özelleştirilmesinde, Hazine’ye gelir sağlamaktan çok, sektörün stratejik ve sosyo-ekonomik öneminin göz önünde bulundurulması gerektiğini göstermiştir. Bu tecrübeler tarım sektöründeki kuruluşların özelleştirilmesinde ekonomik ve toplumsal sorunları çözecek farklı özelleştirme yöntemleri geliştirilmesini veya kuruluş amacına yönelik faaliyetlerini sürdürebilecek kişi veya kurumlara "işletme hakkının devri" yöntemiyle özelleştirilmelerini ön plana çıkarmıştır.

Bu modelin ve uygulanacak işletim hakkının devri yönteminin, bulundukları yörenin kalkınmasında lokomotif görevi görmüş kamu şeker fabrikalarından sektörel anlamda elde edilecek tüm sosyo-ekonomik kazanımların tabana yayılması noktasında en etkin çözüm yolu olacağına inanıyorum.

Mesela; bu konuda bilgi birikimi ve tecrübesi ile gerçekleştirdikleri ortada olan Türkiye’nin en örnek kuruluşu olan PANKOBİRLİK’e "işletme hakkının devri" yapılabilir.

Reklam Alanı

http://www.acilhost.com/
http://www.denizweb.net/
http://www.mutluyuva.com/
http://www.tabirci.com/
http://www.annemevlenecek.com/

Bu yazı 30/07/2008 tarihinde eklenmiştir.

Bu haberi paylaşın

 

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

Yazarın Diğer Yazıları

  1. MKEK’İN CEVABI
  2. SAVUNMA HARCAMALARI VE MKEK
  3. ŞEKER FABRİKALARININ ÖZELLEŞTİRİLMESİ...
  4. ENFLASYON ORANLARININ ANALİZİ...
  5. GIDA KRİZİNİN NEDENİ BİYOYAKITLAR DEĞİL
  6. FABRİKALAR GİTTİ İŞÇİLER KALDI...
  7. İKİ YÜZLÜLÜK, SAMİMİYETSİZLİK VE SOYGUN DÜZENİ (1)
  8. BASİRETLER BAĞLANMASIN
  9. DEMİR - ÇELİK SEKTÖRÜ ÖRNEĞİ...
  10. DEMOKRASİ, GÜVENİN DE TEMİNATIDIR...