SAVUNMA HARCAMALARI VE MKEK
Yazılarımı hazırlarken, bana yardımcı olan arkadaşlarım; Necati Doğru’nun, "Ergenekoncu tuğgeneralin arkasındaki lobi" başlıklı yazısını getirdiler.
Sn. Doğru; Türkiye’ye silah satan Rus şirketlerine danışmanlık yapan, Jandarma Tuğg. Levent Ersöz’ün arkasında, kimlerin olduğunu soruyor. Bu arada; söz konusu lobilerin, Türkiye’nin yıllık alım tutarı olan 6 milyar dolar üzerinden yüzde 30’a varan komisyonlar aldıklarını, işbirliği yaptıklarını rüşvet dağıttıklarını da, dile getiriyor.
Bu çok ciddi, vahim ve ağır bir iddiadır. Ama ne yazık ki, bugüne kadar, (takip edebildiğim kadarı ile) herhangi bir tekzip veya açıklama olmadı. Konu, zimmen de olsa, kabul edilmiş oldu.
Silah ticareti, gerçekten çok büyük bir çıkar kapısıdır. ABD/Almanya/Rusya/Fransa/İsrail vb. ülkeler için, en büyük ihracat dilimidir. (Çoğu da BM-Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesidirler.)
Bu süper kazanç kapısı için, her türlü kirli yola başvurulmaktadır. Çok ciddi rüşvetler dağıtılmaktadır. (Lockhed olayı, sadece Türkiye’de kapatılmıştır.) Her türlü baskı ve şantaja da başvurulmaktadır. (Özellikle, ABD ve Rusya gibi ülkeler için, tam bir eşkıyalık düzeni sözkonusudur.)
Türkiye’deki, büyük holdinglerin ve kulüp başkanları dahil, popüler kişilerin serveti, silah ticareti komisyonu ile teşekkül etmiştir. Etmeye de devam etmektedir. (Lütfen, bu tür holdinglerin bünyesinde, danışman sıfatı ile kaç adet emekli üst rütbeli general olduğunu araştırınız.)
Sayın Milli Savunma Bakanı’nı yıllardır tanırım. Dürüstlüğüne toz kondurmam. Aynı şekilde, Savunma Sanayii Müşteşarı da, ülkeye çok güzel hizmetler etmiş, çok değerli bir ağabeyimizin oğludur. Açık bir delil olmadan, hiçbir komutana da söz söylenmesini tasvip etmem. Peki ama ayyuka çıkan bu çirkin çark, nasıl dönmektedir? Rüşveti kimler almaktadır? Bu konu, en az Ergenekon kadar önemlidir.
AKP iktidarı, konuyu ciddiye alırsa; hiç olmazsa, bugüne kadar, üzerine bir kara bulut gibi çökmüş rüşvet ve yolsuzluk konularında da, günah çıkartmış olur. (Tabii, gücü yeterse. Kendine güveni varsa. İşin ucu, tehlikeli noktalara gitmiyor ise. Silah üreticileri ile işbirlikçilerinden korkulmuyor ise). Bu çalışmaların yanısıra; iki acil uygulama şarttır; silah alımlarını açık ve şeffaf hale getirmek. (Bugün için, gizlilik gerekçesi, anlamsız hale gelmiştir.) Ve ihtiyaçların azami bölümünü Türkiye’de üretmek. (Milli sanayimiz ve -şu anda yük durumundaki- kamu kuruluşlarımızın, bunu başaracağına inanıyorum. Özellikle, MKEK’in silkinmesini talep ediyorum;
Mart ayında, 555. yılını kutlayan MKEK Savunma Sanayii’nde yerli payının hakim olması için kurulmuştur. Geçmiş yıllarda çok ciddi başarılar sergilemiştir. (1940’lı yıllarda, dünyanın en kaliteli namlu çeliğini ve namlularını üretmiştir. İlk uçak imalatını ve ihracatını gerçekleştirmiştir. Demiryolu haddelemesi/demir-çelik sac mamulleri ve pirinç üretimini başarmıştır. Takım tezgahları/tekstil makineleri/çelik çekme boru/pil/dişli/motor blokları/elektrik sayaçları vb. üretiminde ilktir.)
Sanayide bir ekol, bir lokomotif olmuştur. Şimdi ise, tam bir çöküş içindedir.
80’li yılların başında, 18 büyük fabrika ve 18 bin personel vardı. Şimdi, 10 fabrika ve 6 bin personele sahiptir.
Geçmişte, en büyük 500 kurumun, ilk onu içindeydi. 2005’te 81. sıraya düştü; 2007’de ilk 100’e bile giremedi.
Ne heves, ne de araştırma yoktur. Kurumun, AR-GE giderleri; 2005’te 4.811.970.-YTL, 2006’da 6.351.190.-YTL, 2007’de 7.442.502.-YTL’dir.
AR-GE’de çalışan sayısı 23’tür. (Hurda toplama işinde ise 332 kişi çalışmaktadır.) Halbuki, en az 600-700 iyi yetişmiş AR-GE elemanı olmalı ve minimum 100.-milyon YTL’lik bir bütçe verilmeliydi. (Milyar dolarlık bir kapasite için, bu rakam bile azdır. Milyar dolar komisyon yerine, kaynak buraya aktarılabilir. Ne yazık ki, kurumun 2007 bütçesi, sadece 16.-milyon dolardır.)
Eskiden, en büyük tedarikçi olan kurum, bugün silah ihtiyacının, sadece yüzde 3’ünü sağlamaktadır. (2007 yılında, Silahlı Kuvvetler/Emniyet ve Jandarma’ya yapılan silah ve mühimmat teslimatı, sadece 213.393.799.-YTL’dir.)
Verimlilik, karlılık vb. kavramlar yoktur. Özel sektörün 1 kişi ile yaptığı, 20 kişi ile yapılmaktadır. (Çalışan başına, bakır ve pirinç üretimi; MKEK’de 103.295.-YTL, Erbakır AŞ’de 2.340.353.-YTL, Sarkuysan AŞ’de 2.254.372.-YTL’dir. Çelik üretiminde ise MKEK de 58.218.-YTL, Borçelik AŞ’de 1.788.577.-YTL, İzmir Demir-Çelik AŞ’de 894.710.-YTL’dir.)
Neticede, tüm dünyada silah ticareti çok karlı iken, biz büyük zararlar etmekteyiz. (Tekel durumunda olmanın avantajı ile ithal ettiği silah ve mühimmatı yüzde 300 karla satmasına rağmen.) (Bu arada, satış cirosunun yüzde 30’unun da hurda satışı olduğunu hatırlatırım.)
Sayın yetkililer. Lütfen gereken gayreti gösteriniz...
Reklam Alanı
http://www.acilhost.com/
http://www.denizweb.net/
http://www.mutluyuva.com/
http://www.tabirci.com/
http://www.annemevlenecek.com/
Bu yazı 04/08/2008 tarihinde eklenmiştir.