ENFLASYON ORANLARININ ANALİZİ...
Türkiye’de, yoğun biçimde bir güven bunalımı yaşanmaktadır. Bunun, en büyük müsebbibi de, politikacılar ile tarafgir medyadır.
Olaylar ve rakamlar, devamlı olarak, tahrif edilmekte ve tarafgir tarzda yorumlanmaktadır. Birinin ak dediğine, diğeri kara demekte, tam bir çifte standart sergilenmektedir.
Yılların Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE), oldu Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). Ne değişti, ne yararı oldu, bilemem? Ama birdenbire, fert başına milli gelirimiz 10 bin doları aşıverdi(?). Ekonomik rakamlarda güller açar oldu(?). Kafalar karışıverdi. Herkes; "madem durum bu kadar güzel de, mevcut işsizliği/fakirliğin/sıkıntıların sebebi nedir" diye sormaya başladı.
Aynı durum, "enflasyon oranları" için de geçerlidir:
Mayısta, TÜFE yüzde 1.49 (yıllık yüzde 10.74); ÜFE ise yüzde 2.12 (yıllık yüzde 16.53) olarak gerçekleşti. Haziran’da ise bir baktık; TÜFE yüzde 0.36 gerilemiş. ÜFE ise yüzde 0.32 gibi küçük bir oranda artmış.
Bu kadar zikzak olur mu? Ve gerçek nedir?
Tek gerçek, Rusya’ya yapılan ihracatın durması; domates fiyatlarının yüzde 49.83, kiraz fiyatlarının da (bu arada erik, dolmalık biber ve patlıcanın) yüzde 35.83 gerilemesidir. Yani, tamamen tesadüfi bir durumdur.
Şüphesiz; enerji, petrol, doğalgaz, vb. zamların etkileri, daha hesaplara intikal etmemiştir. Ve geçim, sadece domates/biber/patlıcan ile olmamaktadır. (Nitekim, haziranda endekse dahil, 756 mal ve hizmet çeşidinin, 184’ünde fiyatlar sabit kalmış, 323’ünde artış -249’unda da azalma olmuştur.)
Demek ki, ciddi biçimde geçim sıkıntısı çeken halkımıza, sağlıklı bilgilerin ve analizlerin aktarılması şart olmaktadır. Bu arada, yetkililerin de hangi tedbirleri aldığını açıklaması gerekmektedir. (Elbette, böyle bir gayret mevcut ise. Aksine, politik istikrarı bozmak, ekonomiyi daha fazla çalkantılara sokmak için, adeta, özel gayret sarf edilmektedir. İktidarı/muhalefeti ve bir kesim medyası ile devamlı gerilim üretilmektedir.)
Rakamların güzelleştirilmesi, çözüm getirmez. Aksine, hastalığın daha da derinleşmesine sebebiyet verir.
İşte, ülkenin en değerli varlıkları, özelleştirme adı altında, peşkeş çekildi ve tükendi. Satacak, pek bir şey kalmadı.
Düşük kur/yüksek faiz politikası; sıcak paraya dayanan cari açık kapatma uygulaması, ülkeyi uçurumun kenarına getirdi.
IMF/Dünya Bankası ve AB talimatları ile tarım/madenciliği/ticareti/sanayi ve tek kesimleri perişan ettik. İthalat cenneti olduk. KOBİ’leri batırdık.
Sadece, endirekt vergilere dayanan, (ÖTV ve KDV ağırlıklı) vergi politikaları ile kayıt dışı sektörleri daha da büyüttük. Kaçakçılıkları tepe noktasına getirdik. İsraf/verimsizlik/aşırı istihdam/rüşvet/yolsuzluk/kayırma ve çıkar düzenini, daha da güçlendirdik. Zenginler daha zengin oldu, fakirler de daha fakir. (Maşallah, dolar milyarderi sayısında, Japonya’yı bile solladık.)
Ciddi hiçbir yapısal reform yapılmadı. Demokrasi ilerlemedi, geriledi.
Uzun vadeli planlar yapılmadı, hep günlük yaşandı.
Daha nice maddeler yapılabilir. Rakamları güzelleştirerek, yandaş medyayı kullanarak, muhalif ağızlara mühür vurmaya çalışarak, durumu değiştirmek mümkün olabilir mi?
Anadolu, hayat/geçim kavgası ile meşguldür. Sayın Başbakan ile Sayın Baykal’ın kavgaları; Ergenekon masalları ile ilgilenmemektedir. Aş ve iş peşindedir. Kuraklıkla, işsizlikle, durgunlukla uğraşmaktadır.
Ne yazık ki, Ankara, ülke gerçeklerinin, halkın ihtiyaçlarının çok ötesinde dolaşmakta, devamlı laf ve kavga üretmektedir...
Reklam Alanı
http://www.acilhost.com/
http://www.denizweb.net/
http://www.mutluyuva.com/
http://www.tabirci.com/
http://www.annemevlenecek.com/
Bu yazı 30/07/2008 tarihinde eklenmiştir.