Son Dakika: WEB SİTESİ OLMAYANLARA FIRSAT
AnasayfaYazarlarAnketlerÜye KayıtÜye GirişEvlilikReklamHostingWeb Tasarımİletişim
Online Ziyaretçi: kişi




BM Birleşmiş Medeniyetler olabilir mi?

Başbakan Tayyip Erdoğan ile İspanya Başbakanı Zapatero’nun eş başkanlığında ve Birleşmiş Milletler himayesinde sürdürülen “Medeniyetler İttifakı” projesi kapsamında, İstanbul’da düzenlenen “4. Yüksek Düzeyli Grup Toplantısı”, Küresel Barış Projesine yeni bir soluk kazandırdı.

“Muasır medeniyet seviyesine ulaşmak”, Cumhuriyet’in kurucularının önümüze koydukları değişmez hedefti. Her vesile ile devlet büyüklerimizin tekrarladığı bu yüce hedef; “Medeniyetler ittifakı” tartışılırken neden kimsenin aklına gelmiyor? “Muasır Medeniyet” ile “Medeniyetler İttifakı” arasında neden kimse herhangi bir ilişki kurmuyor? Başbakanımız medeniyetleri ittifaka çağırırken, hangi medeniyetin sözcüsü olarak hareket ediyor? Birleşmiş Milletler, bu projeyi sahiplenip yürütürken medeniyetler dünyası, ne tür bir uluslararası düzene zemin sağlıyor?

“Medeniyetler İttifakı” projesinin bizzat kendisi, Birleşmiş Milletler’i, “Birleşmiş Medeniyetler” statüsüne sokuyor. Her devletin bir millete dayandığı iddiasına göre şekillenen milletlerarası düzen, yerini medeniyetlere bırakıyor. Dünya örgütü BM, medeniyetleri temsil eden bir organizasyona dönüşüyor. Türkiye, çatışan medeniyetler dünyasında İslâm Medeniyeti’ni Batı için ehven şartlarda temsil eden bir ülke konumuna giriyor. Bu arada biz, medeniyetlere göre kutuplaşmış, medeniyetlere göre sınırları çizilmiş bir dünyada var olmanın tehlikelerini gözden kaçırıyoruz.

Medenî ve medenî olmayan dünya

Sovyetler Birliği’nin dağılması ile birlikte geliştirilmeye başlanan hegemonya ve imparatorluk kuramları, örtük veya açık biçimde bir medeniyet kurgusuna dayanıyor. 19. yüzyılın yaygın “medeniyet ideolojisi” geri dönüyor. Dünya gerçekte medeniyetlere değil, “medeni olan ve olmayan dünya” şeklinde ikiye bölünüyor. Medenî olmayan dünya, Batı’nın sahip olduğu hukukun uygulanmasına gerek duyulmayan vahşi bölgeler olarak tanımlanıyor. İmparatorluk kuramcıları: “Yolunuz vahşi bir ormana düşerse orada kendi hukukunuzu değil “orman kanunları”nı uygulamak zorundasınız” diyerek, dünya ölçeğinde bir çifte standardın formülünü sunuyorlar.

İstanbul Toplantısı’nda BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a da sunulan rapora “Büyüyen Müslüman-Batı ayrımının temelinde din değil, siyaset yatıyor” başlığının verilmesi, bu ifadeyi koyanların durumun bütünüyle farkında olduklarını gösteriyor. “Aşırılığın artmasına yol açan faktörlerden biri İslâm dünyasındaki siyasi hareketlerin bastırılmış olmasıdır. Bu nedenle İslam dünyasındaki iktidar çevreleri tarafından, şiddet yanlısı olmayan siyasi gruplara, dinci veya laik nitelikleri gözetilmeksizin, siyasete katılım imkânı sağlanması, hem Müslüman, hem Batılı toplumların çıkarlarına hizmet edecektir.” Laiklik takıntısının göremediği şey, bu ibarelerle dinî inancın, medeniyetler çatışmasının sebebi olmaktan çıkartılması ve aslında dünyanın laik bir perspektifin içine sokulmasıdır. Siyaset ön plana çıkartılmakta, İslâm dünyası bu yolla evrensel değerlerin bulunduğu alana taşınmaktadır. Türkiye, kendisine hedef koyduğu “muasır medeniyet”i, bütün İslâm Dünyası için, demokrasi, hukuk ve insan hakları gibi evrensel değerlerin yer aldığı medenî bir hedefe dönüştürmektedir. Böylelikle, medenî-medenî olmayan ayrımına itiraz edilmektedir.

“Medeniyetler çatışması” tuzağına düşmemek

Birleşmiş Medeniyetler düzeninde bu istikamet, medeniyet kutuplaşması tuzağına düşmeden medenî dünyada var olmanın ve aynı zamanda İslâm toplumlarının da önünü açmanın yoludur. Farklı olana, ötekine tahammülsüzlük yerine hoşgörüyü; düşmanlık ve şiddet yerine barışı öneren ve küresel ölçekte bir uzlaşma arayan “Medeniyetler İttifakı”, küresel aklı ve sağduyuyu temsil ediyor. Soğuk Savaş’ın ideolojik çatışmaları yerine dinler arasındaki çelişkileri, münhasıran İslâmiyet ile Hıristiyanlık arasındaki kutuplaşmayı temel çatışma ekseni olarak yerleştirmek için çok çaba harcandı. Komünizm hayaleti dünyadan elini eteğini çektikten sonra onun yerine İslâmiyet, “elverişli bir düşman” olarak güç sahipleri tarafından hedef tahtasına yerleştirildi. “Medeniyetler çatışması” tezi, Amerikan hegemonyasının düşman ihtiyacını karşılamak için üretilmişti. “Medeniyetler ittifakı” teşebbüsü, düşmanlık ve çatışma üreten bu tezi tersine çevirerek, medeniyetleri “küresel barış”ın temel aktörleri haline getiriyor.

İslam dünyasının bir “medeniyet” projesi var mı?

“İslâm dünyasının bir medeniyet projesi var mı?” veya “İslâm dünyası bugün bir medeniyeti temsil ediyor mu?” Bu sorulara olumlu cevap vermek zor. O zaman “medeniyetler ittifakı”nda taraf olmak nasıl mümkün olacak? Bu ittifakta yer alabilmek için bir medeniyet inşa etmeniz gerekir. Geçmişte var olan, hatta göz kamaştırıcı bir şekilde bütün dünyayı etkisi altına alan İslâm medeniyeti yeniden dirilemez mi? Bu soruya verilecek olumlu cevap, İslâm ile terörü özdeş görenlere bir meydan okuma niteliği taşıyor. Dünya ile, bir medeniyet projesinin sahibi olarak diyaloga giriyorsunuz. İnsanlığın ihtiyaç duyduğu her şeyi, medeniyetinizin içinden devşirip sunuyorsunuz. Barışın, huzurun, insanî değerlerin, merhametin hakim olduğu bir dünya vaat ediyorsunuz.

Medeniyetler ortak bir dil kullanır. İnsan haklarının, hukukun ve demokrasinin ortak dili ile dünyada yerinizi alıyorsunuz. Bu ortak dil ile inşa ettiğiniz medeniyet size zenginlik ve onur olarak geri dönüyor. Yoksulluk ve zulüm kaderiniz olmaktan çıkıyor.

Medeniyet insan aklının, estetik kaygıların, insanı insan yapan değerlerin egemen olduğu bir dünya demek. Bütün enerjinizi, imkânlarınızı, yeteneklerinizi insanınıza daha ileri bir hayat yaşatmak üzere seferber etmek demek. Vahşeti, şiddeti, kavga ve çatışmayı toplumunuzdan sürüp çıkartmak demek. Akıl, şiddet araçları ile varabileceğiniz bir yer olmadığını gösteriyor.

“Medeniyetler ittifakı”nda yer aldığınız zaman, bir medeniyet iddiasında bulunuyorsunuz. Bütün dünyaya bir medeniyetin sahibi olarak özgüven ve gururla bakıyorsunuz.

Yıkımlardan uzakta, ayrıntılara yönelmiş bir dikkat ve ince işçilikle zengin bir mimariye girişiyorsunuz. Medeniyetinizi diriltmek için gösterdiğiniz çaba, sizi de zengin ve güçlü bir toplum haline getiriyor.

Kendi toplumunuzu medeniyetler ittifakının aktörü haline getirdiğiniz zaman, küresel barıştan payınıza düşecek olanları peşinen elde etmiş oluyorsunuz. Medeniyet bir proje; bir kişinin veya iktidarların değil, her ferdi ile toplumun bütününün projesi. Herkesin katkısı ile vücut bulacak bu projeye hep birlikte kafa yormamız gerekiyor.

..:Diyalog Avrasya Dergisi İletişim:..
Adres: Cumhuriyet Cad. No: 209/4 Harbiye-İstanbul/Türkiye
Tel:+90 2122321751
Faks:+902122318234
E-mail: da@da.com.tr
İnternet Adresi : www.da.com.tr

Reklam Alanı

http://www.izmirkizlari.com/
http://www.minamerve.com.com/
http://www.mutluyuva.com/
http://www.annemevlenecek.com/
http://www.babamevlenecek.com/
http://www.russianturksingles.com/
http://www.doktorundunyasi.com/
http://www.alevidunyasi.com/
http://www.tabirci.com/
http://www.academysingles.net/
http://www.birliktetatil.com/
http://www.bigudibar.com/
http://www.isbul.tv/
http://www.zenginhatun.com/
http://www.denizgezmis.name.tr/
http://www.muhsinyazicioglu.name.tr/
http://www.sehitlerolmez.com/
http://www.dogalklinik.com/
http://www.engellilerevleniyor.com/
http://www.ankaradaizdivac.com/

Bu haber 11/07/2007 tarihinde eklenmiştir.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu